Kıbrıs Tarihi: 10.000 Yıllık Medeniyetin İzinde
Kıbrıs Tarihi: Medeniyetlerin Kavşağında Bir Ada
Kıbrıs, tarih boyunca Doğu Akdeniz'in en stratejik noktalarından birini işgal etmiş; bu konumu nedeniyle sayısız medeniyet tarafından fethedilmiş, yönetilmiş ve şekillendirilmiştir. Yaklaşık 10.000 yıllık kesintisiz insan yerleşiminin kanıtlarını bünyesinde barındıran ada, bugün Avrupa, Asya ve Afrika'nın kesiştiği bu kadim ticaret yolunun canlı bir müzesi niteliğindedir.
Kıbrıs'ı anlamak, yalnızca bir ada anlatan bir tarih kitabı okumak değildir; Akdeniz medeniyetinin bütünü hakkında bir ders çalışmaktır. Fenike tüccarlarından Roma valilerine, Bizans piskoposlarından Haçlı şövalyelerine, Osmanlı paşalarından İngiliz sömürge yöneticilerine kadar her çağın izi bu topraklarda silinmez biçimde durmaktadır.
Prehistorik Dönem: İlk İnsanlar (MÖ 10.000 – MÖ 800)
Kıbrıs'ta bilinen en eski insan yerleşimi, MÖ 10.000 yıllarına uzanmaktadır. Limasol yakınlarındaki Aetokremnos mağarasında yapılan kazılarda, dünyanın başka hiçbir yerinde hayatta kalamayan cüce fillere (Elephas cypriotes) ait kemikler, insan yapımı aletlerle birlikte bulunmuştur. Bu bulgu, erken insan topluluklarının adaya gelişinin yalnızca yaşam alanı aramayla değil, av etkinliğiyle de ilişkili olduğuna işaret etmektedir.
MÖ 7000-6000 arasına tarihlenen Khirokitia (Choirokoitia) yerleşimi, Kıbrıs'ın Neolitik Çağ'daki en önemli arkeolojik bulgusudur. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan bu yerleşimde, taş temelli yuvarlak yapıların oluşturduğu organize bir köy hayatı yaşandığı anlaşılmaktadır.
Bronz Çağı'nda Kıbrıs, bakır madenciliği sayesinde dönemin en zengin adalarından biri haline geldi. "Cuprum" (bakır) sözcüğünün Kıbrıs'tan türediği bilinmektedir. MÖ 1200 civarında Deniz Kavimleri'nin istilaları adanın yerleşim düzenini derinden sarstı.
Fenike ve Asur Dönemleri (MÖ 800 – MÖ 333)
MÖ 9-8. yüzyıllarda Fenike tüccarlar Kıbrıs kıyılarına akın etti; Kition (bugünkü Larnaka) başta olmak üzere çeşitli şehirlerde kalıcı koloniler kurdu. Fenike etkisi, ada mimarisi ve ticaret yapısı üzerinde derin izler bıraktı. Ardından MÖ 7. yüzyılda Asur İmparatorluğu adayı vergi yükümlülüğü altına aldı; ancak doğrudan idare etmeksizin şehir devletlerinin yarı bağımsız yapısını korudu.
MÖ 5. yüzyılda Kıbrıs şehir devletleri büyük çoğunlukla Pers İmparatorluğu'nun egemenliğine girdi. Bu dönemde Kiti Zennon gibi düşünürler yetişti; ada, Helen kültürüyle Doğu geleneğinin birleştiği özgün bir entellektüel ortam yarattı.
Helenistik ve Roma Dönemi (MÖ 333 – MS 395)
MÖ 333'te Büyük İskender'in Pers İmparatorluğu'nu yıkmasıyla Kıbrıs doğal olarak Makedon egemenliğine geçti. İskender'in ölümünün ardından adayı Ptolemaios hanedanı devraldı; Kıbrıs bu dönemde Mısır merkezli Ptolemaios Krallığı'nın önemli bir parçası oldu.
MÖ 58'de Roma'nın ilhakıyla başlayan Pax Romana, Kıbrıs için görece huzurlu bir dönem oldu. Salamis, Pafos ve Kurion gibi kentler görkemli tapınaklar, tiyatrolar ve agoralarla süslendi. MS 45-46 yıllarında Aziz Pavlus ve Barnabas'ın adaya gelmesi ve Vali Sergius Paulus'u Hristiyanlığa davet etmesi, Kıbrıs'ı dünyanın ilk Hristiyanlaştırılan Roma eyaleti yapan tarihi dönüm noktasıdır.
Bizans Dönemi (395 – 1191)
Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle birlikte Kıbrıs, Doğu Roma yani Bizans İmparatorluğu'nun parçası oldu. Bu dönem, adada kilisenin yükselmesiyle karakterize edilir; Kıbrıs Kilisesi, MS 431'deki Efes Konsili'nde özerkliğini kazanarak autokefal statüsüne erişti. Bu statü, Kıbrıs Ortodoks Kilisesi'ni bugün hâlâ herhangi bir patrikane bağlı olmaksızın özerk kılan kadim temeli oluşturmaktadır.
Bizans döneminde inşa edilen manastırlar, kiliseler ve kaleler, adanın dini ve mimari kimliğini derinden şekillendirdi. Ancak 7-10. yüzyıllar arasında Arap akınları Kıbrıs için dönemsel yıkım ve tahribat dönemleri oldu.
Haçlı ve Lüzinyan Dönemi (1191 – 1489)
1191'de İngiltere Kralı I. Richard (Aslan Yürekli Richard), Üçüncü Haçlı Seferi sırasında Kıbrıs'ı fethetti ve ardından Guy de Lusignan'a sattı. Bu tarihi devirle birlikte ada, Lüzinyan hanedanının Katolik krallığına dönüştü. Bugün Gazimağusa'da görkemiyle hâlâ ziyaretçileri büyüleyen Saint Nicolas Katedrali (sonradan Lala Mustafa Paşa Camii), bu dönemin en muhteşem mimari eseri olarak ayaktadır.
Lüzinyan döneminde Kıbrıs, Şeker Adası lakabını kazandı; şeker kamışı tarımı ve ticareti dönemin en önemli gelir kaynakları arasına girdi. 1489'da ise ada, Venedik Cumhuriyeti'ne devredildi.
Venedik Dönemi (1489 – 1571)
Venedik yönetimi altında Kıbrıs, Doğu Akdeniz ticaret ağının kritik bir halkası haline geldi. Venedikliler, Osmanlı tehdidine karşı adanın savunma altyapısını güçlendirdi; Gazimağusa ve Lefkoşa surları bu dönemde bugünkü biçimlerine kavuştu. Shakespeare'in "Othello" oyununun geçtiği yer olarak gösterilen Gazimağusa, bu dönemin en önemli şehridir.
Osmanlı Dönemi (1571 – 1878)
1571'de Osmanlı kuvvetleri Kıbrıs'ı fethetti. Lefkoşa'nın düşmesinin ardından Gazimağusa uzun bir kuşatmaya direndi; şehrin tesliminden sonra Venedikli komutan Marcantonio Bragadin'in Osmanlı komutanı tarafından işkenceyle öldürülmesi, Avrupa tarihine dramatik bir sahne olarak geçti.
Osmanlı döneminde camiler, hanlar ve hamamlar inşa edildi; kiliseler camiye dönüştürüldü. Anadolu'dan getirilen Türk-Müslüman nüfus adaya yerleştirildi. Bu demografik değişim, Kıbrıs'ın bugünkü etnik yapısının temelini oluşturmaktadır.
İngiliz Sömürge Dönemi (1878 – 1960)
1878'de Osmanlı İmparatorluğu, Kıbrıs'ı idari olarak İngiltere'ye devretti; 1914'te ise adayı ilhak etti. İngiliz yönetimi döneminde modern idari yapılar, yollar ve eğitim kurumları inşa edildi; ancak Kıbrıslı Rum ve Türk topluluklar arasındaki gerilimler giderek tırmandı.
1955'te EOKA (Kıbrıslı Rumların Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamayı amaçlayan silahlı örgütü) İngilizlere karşı silahlı mücadele başlattı. Kanlı çatışmalar ve toplumlar arası şiddet dalgasının ardından 1960'ta Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.
Bağımsızlık ve Bölünme (1960 – Günümüz)
1960'ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, Rum ve Türk toplulukların ortaklığına dayanan karma bir anayasayla yönetilmekteydi. Ancak 1963-64'te toplumlar arası çatışmalar yeniden alevlendi; Türk Kıbrıslılar adanın çeşitli bölgelerindeki enklav alanlara çekilmek zorunda kaldı.
20 Temmuz 1974'te Yunanistan destekli askeri dargenin hemen ardından Türkiye, garantör güç statüsüne dayanarak adaya askeri müdahalede bulundu. Bu olaylar, adanın kuzeyinin fiilen Türk kuvvetlerinin kontrolüne geçmesiyle sonuçlandı. 1983'te ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), yalnızca Türkiye tarafından tanınmaktadır.
Kıbrıs Tarihini Keşfetmek
Kuzey Kıbrıs, bu olağanüstü tarihi mirasın en somut tanıklarını bünyesinde barındırmaktadır. Gazimağusa'nın ortaçağ surları, Girne Kalesi, Salamis antik kenti, St. Hilarion ve Buffavento kaleleri, Apostolos Varnavas ve Apostolos Andreas manastırları bu tarihi keşfin vazgeçilmez duraklarıdır. Her bir taş, her bir sütun ve her bir sur duvarı, Kıbrıs'ın on binlerce yıllık insan hikâyesinin sessiz tanığıdır.